Kıdem, İhbar Tazminatları Alacakları Hk.

tarafından ihshukuk
0 Yorumlar

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2009/8046
Karar Numarası: 2011/9717
Davacı, kıdem, ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi K. Keleş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.

Çağdaş iş hukuku bir taraftan uluslararası sözleşmeler, diğer taraftan Avrupa normları işçinin huzur içerisinde işini görmesi, emeğinin karşılığını alması, çalışma ilişkisinin, karşılıklı güvene dayanan tam bir uyum içerisinde olmasını amaçlamıştır.

İşyerinde psikolojik taciz mobbing çağdaş hukukun son zamanlarda mahkeme kararlarında ve öğretide dile getirdiği bir hukuki kurumdur. Örneğin Alman Federal İş Mahkemesi bir kararında işçilerin birbirine sistematik olarak düşmanlık beslemesi, kasten güçlük çıkarması, eziyet etmesi veya bu eylemlerin işçinin başta işveren olmak üzere amirleri tarafından gerçekleştirilmesi olarak tanımlanmıştır. (BAG, 15.01.1997, NZA. 1997) Görüleceği üzere işçi bir taraftan diğer işçiye, diğer taraftan işverene karşı korunmaktadır. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbing varlığını tartışmasız kabulünü doğurur.

Öte yandan ispat kurallarının zorlanan sınırları usul hukukunda yeni arayışlara yol açmıştır. Emare işte bu anlayışın bir sonucudur. Olayların tipik akışı, tecrübe kuralları göz önüne alındığında verilecek sonuçla ispat gerçekleşir. Başka bir anlatımla bu ilk görünüş ispatıdır. (Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku B.6, İstanbul 1997 ;sh.622)

Somut olayda davacı vekili davacının davalı şirketlere ait işyerinde 01.11.1997 tarihinden 07.09.2005 tarihine kadar çalıştığını, davalı şirketlerin aynı adreste aynı ortaklar tarafından işletildiğini, 07.09.2005 tarihinde davalı işveren tarafından haksız gerekçelerle feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davalı işverenler vekili davacının işyerinde kendi isteği ile istifa ederek ayrıldığını, işvereni ibra ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davacının işten ayrılma formuna ortamdaki aşırı huzursuzluk ve sağlığının bozulması nedeniyle ayrılmak zorunda olduğuna dair yazdığı beyanı doğrulayıcı rapor sunmadığı bu konuda işverene başvurusunu ispatlayamadığından davacının istifken ayrıldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı işçi 07.09.2005 günlü dilekçe ile davalı işyerinden ayrıldığını bildirmiş ve 30.09.2005 tarihli ibraname ile kanuni hak ve alacaklarını aldığını belirterek işvereni ibra etmiştir. Davacının işyerinden ayrılmasından sonra davacı ile davalı işveren yetkilileri arasında davacı işçinin işyerinden ayrılma nedenlerini analiz etmek için hazırlanan 03.10.2005 tarihli işten ayrılış formunda davacı, davalı işyerinden ayrılma nedeni olarak sağlık nedeni ile istifa ve çalışma ortamına uyumsuzluk olarak belirtmiş yine aynı belgenin arka kısmına “ortamdaki aşırı huzursuzluk ve dolayısıyla sağlığımın bozulması nedeniyle işyerinden ayrılmak zorunda kaldım.” ibaresi yazılmıştır.

Temyiz dilekçesi ekinde davacı tarafından dosyaya sunulan 22.08.2005 tarihli doktor raporunda 22.08.2005 tarihinde muayene edildiği hipoglisemi ve hipotansiyon teşhisi konulduğu ve 3 gün istirahat verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece dinlenen davacı tanığı davacının amiri konumundaki işyeri çalışanı A’nın davacıya zaman zaman bağırdığını, davacının…
[16:47, 21.10.2020] İbrahim Avukat: T.C.
YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ
    E. 2017/527
    K. 2017/1674
    T. 20.2.2017
    • ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI ( Mahkemece Davacı ve Davalı Asil Dinlenilmeksizin Vekillerinin Beyanlarına Dayanılarak Karar Verildiği – Davacının Anlaşmalı Boşanma Hükmünü Gerçekleşen Anlaşmaya Rağmen Temyiz Etmesi Davadan Açıkça Feragat Etmedikçe Anlaşmalı Boşanma Yönündeki İradesinden Rücu Niteliğinde Olup Bu Halde Davanın Çekişmeli Boşanma Olarak Görülmesi Gerektiği/Ön İnceleme Yapılıp Tahkikatta Delliler Toplanarak Sonuca Göre Karar Verileceği )
    • İRADE BEYANINDAN DÖNÜLMESİ ( Karar Kesinleşinceye Kadar Eşlerin Bu Yöndeki Diğer Bir İfadeyle Gerek Boşanmanın Mali Sonuçları Gerekse Çocukların Durumu Hususunda Kabul Edilen Düzenlemeleri Kapsayan İradelerinden Dönmesini Engelleyici Yasal Bir Hüküm Bulunmadığı – Davacının Boşanma Hükmünü Temyiz Etmesi Davadan Açıkça Feragat Etmedikçe Anlaşmalı Boşanma Yönündeki İradesinden Rücu Niteliğinde Olup Bu Halde Davanın Çekişmeli Olarak Görülmesi Gerektiği )
    • BOŞANMANIN TEMYİZ EDİLMESİ ( Boşanmalarına Karar Verilse Dahi Davacının Anlaşmalı Boşanma Hükmünü Gerçekleşen Anlaşmaya Rağmen Temyiz Etmesi Davadan Açıkça Feragat Etmedikçe Anlaşmalı Boşanma Yönündeki İradesinden Rücu Niteliğinde Olup Bu Halde Davanın Çekişmeli Boşanma Olarak Görülmesi Gerektiği – Ön İnceleme Yapılıp Tahkikatta Delliler Toplanarak Sonuca Göre Karar Verileceği )
    • ÇEKİŞMELİ BOŞANMA ( Mahkemece Davacı ve Davalı Asil Dinlenilmeksizin Vekillerinin Beyanlarına Dayanılarak Karar Verildiği – Davacının Anlaşmalı Boşanma Hükmünü Gerçekleşen Anlaşmaya Rağmen Temyiz Etmesi Davadan Açıkça Feragat Etmedikçe Anlaşmalı Boşanma Yönündeki İradesinden Rücu Niteliğinde Olup Bu Halde Davanın Çekişmeli Olarak Görülmesi Gerektiği/Ön İnceleme Yapılıp Tahkikatta Delliler Toplanarak Sonuca Göre Karar Verileceği )
    • ÖN İNCELEME VE TAHKİKAT ( Boşanma Davası – Mahkemece Taraflara Delillerini Sunmak ve Dilekçelerin Karşılıklı Verilmesini Sağlamak Üzere Süre Verilip Ön İnceleme Yapılacağı/ Tahkikata Geçildikten Sonra Usulüne Uygun Şekilde Gösterilen Deliller Toplanarak Gerçekleşecek Sonuç Uyarınca Karar Verilmesi Gerektiği )
    4721/m.166
    ÖZET : Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Davacı ve davalı asil dinlenilmeksizin vekillerinin beyanlarına dayanılarak karar verildiği gibi, boşanmalarına karar verilse dahi, davacının anlaşmalı boşanma hükmünü gerçekleşen anlaşmaya rağmen temyiz etmesi davadan açıkça feragat etmedikçe anlaşmalı boşanma yönündeki iradesinden rücu niteliğinde olup, bu halde anlaşmalı boşanma davasının çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerekir. Taraflara delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonuç uyarınca karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Taraflar 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanmışlar, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Mahkemece davacı ve davalı asil dinlenilmeksizin vekillerinin beyanlarına dayanılarak karar verildiği gibi, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilse dahi, davacının anlaşmalı boşanma hükmünü gerçekleşen anlaşmaya rağmen temyiz etmesi davadan açıkça feragat etmedikçe anlaşmalı boşanma yönündeki iradesinden rücu niteliğinde olup, bu halde anlaşmalı boşanma davasının “çekişmeli boşanma” (TMK m. 166/1-2) olarak görülmesi gerekir.

Açıklanan sebeple mahkemece taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyan ile iddia ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

You may also like

Yorum Bırak